istanbul escort

istanbul escort

istanbul escort

bahis siteleri

bonusal mobil ödeme bahis mobil ödeme bahis canlı bahis kaçak bahis bedava bahis bahis siteleri neropay casino siteleri güvenilir bahis siteleri deneme bonusu canlı bahis siteleri istanbul escort istanbul escort canlı bahis siteleri deneme bonusu veren siteler

Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: Atatürk

  1. #1
    Özel Üye Array ilkan 93 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    25.Eylül.2008
    Bulunduğu yer
    (LTBU)
    Yaş
    25
    Mesajlar
    2,306
    İtibar Gücü
    4417

    Icon19 Atatürk

    Arkadaşlar bu konuyu kendim açmak istedim ve Ulu Önder Atatürk'ümüzü kendi düşencelerim ile anlatmak isterim..

    Arkadaşlar Mustafa Kemal Atatürk benim için 2. Babam ve onu öyle görüyorum.. Atatürk bizim için ve gelecek için bu vatanı bize armağan verdi, ve bizde bu cennet vatanı en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Ama şu yıllarda topraklarımız elden gitmektedir. Bunlara sahip çıkmalıyız. "CUMHURİYETİNE SAHİP ÇIK" bu sözü çok seviyorum. Ama bunu şimdiki yıllarda bazı insanlarımız tam tersini yapıyor. Ulu Önder Mustafa Kemal Atarük'ümüzün bize verdiği armağanlarını şöyle kendimce sıralamak isterim.



    1 Bizlere Türkçe yazıyı verdi Atatürk olmasaydı şuan belki arap ya da ispanyolca ya da olmadı almanca yazı yazıyorduk ve konuşuyorduk.(Atatük'ün ve Türkçe yazının DEĞERİNİ BİL !)


    2 Bayanlarımıza seçme ve seçilme hakkı verdi. Modern giyimleri verdi. Aynı zaman da erkeklerimize de modern giyimler verdi.(Atatürk'ün ve Atatürk'ün bizlere armağan ettiği giysilerin DEĞERİNİ BİL !)


    3 Bize bu Cennet vatanı verdi. (Bu Cennet vatanın ve toprakların DEĞERİNİ BİL !)


    4 Cumhuriyeti Kurdu ve kazandık nasıl Türk halkı ile beraber. (Cumhuriyeti'ne sahip çık ! DEĞERİNİ BİL !)


    Ata böyle binilir !


    CUMHURİYETİNE SAHİP ÇIK !


    Arkadaşlar ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN yapıtları bir sürü say say bitmez. Ama yalnışım var ise lütfen söyleyin.
    Konu ilkan 93 tarafından (29.Ocak.2012 Saat 15:07 ) değiştirilmiştir.
    "Bu memleket tarihte Türk'tü, bugün de Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır."

    "CESSNA 172..."

    M.KEMAL ATATÜRK



  2. #2
    Özel Üye Array Kmalkoc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14.Kasım.2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul, Türkiye
    Yaş
    56
    Mesajlar
    4,284
    İtibar Gücü
    4767

    Standart

    Kıymetli İlkan,

    Yanlış yapmaktan korkma ! Yanlış Bilmekten ve Yanlış Söylemekten kork.

    Çünkü insanlar eğer yanlış biliyorlarsa ya da yanlış söylüyorlar ise yanlış yaparlar.

    Ancak böyle güzel bir konuyu madem açtın, en azından bitirirken "fazla zamanım olmadığından" gibi bir ifade oraya yakışmamış. Bence son bölümü bir kez daha gözden geçirmen iyi olur.

    Hadi bakalım göreyim seni.
    Gelecegin en etkili silahı da, aracı da, hiç kuşkunuz olmasın, uçaklardır. Bir gün insanoğlu uçaksız da göklerde yürüyecek, gezegenlere gidecek, belki de aydan bize mesajlar yollayacaktır. Bu mucizenin gerçeklesmesi için 2000 yılını beklemeye gerek kalmayacaktır. Gelişen teknoloji bize daha şimdiden bunu müjdeliyor. Bize düşen görev ise, Batı'dan bu konuda fazla geri kalmamayı temindir." Mustafa Kemal Atatürk

    Eskişehir Tayyare Alayı - 1936

  3. #3
    Özel Üye Array ilkan 93 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    25.Eylül.2008
    Bulunduğu yer
    (LTBU)
    Yaş
    25
    Mesajlar
    2,306
    İtibar Gücü
    4417

    Standart

    Çok doğru söylüyorsunuz ama hani mesajınızı düzeltmek için bir buton vardır ya işte bende o gözükmüyor. Yani aslında bu konuyu değiştireceğim bir sürü şey var ama işte.. hata veriyor
    "Bu memleket tarihte Türk'tü, bugün de Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır."

    "CESSNA 172..."

    M.KEMAL ATATÜRK



  4. #4
    Özel Üye Array Thyollari01 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.Kasım.2008
    Mesajlar
    236
    İtibar Gücü
    3941

    Standart

    tek kelimeyle muhtesem bir konu . ne dicemi bilmiyorum harika olmus .

    saygilarimla .
    we flying the first class
    Up in the sky...

  5. #5
    Özel Üye Array ilkan 93 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    25.Eylül.2008
    Bulunduğu yer
    (LTBU)
    Yaş
    25
    Mesajlar
    2,306
    İtibar Gücü
    4417

    Standart

    Alıntı Thyollari01 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    tek kelimeyle muhtesem bir konu . ne dicemi bilmiyorum harika olmus .

    saygilarimla .
    Sağol "Thyollari01".

    İçimden gelenleri yazdım.
    Konu ilkan 93 tarafından (29.Ocak.2012 Saat 15:08 ) değiştirilmiştir.
    "Bu memleket tarihte Türk'tü, bugün de Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır."

    "CESSNA 172..."

    M.KEMAL ATATÜRK



  6. #6
    Onursal üye Array bravecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.Eylül.2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul..
    Yaş
    61
    Mesajlar
    17,609
    İtibar Gücü
    7877

    Standart

    Mahiyetindekilere ‘çucuk’ kızdıklarına ‘hebenneka’ derdi!
    ´Atatürk, uyanır uyanmaz odasındaki divanın üzerine geçer, orada bağdaş kurarak kahve-sigara içerdi´

    Şule Türker
    Gece sofraları nedeniyle geç kalkan Atatürk, uyanır uyanmaz odasındaki divanın üzerine geçer, orada bağdaş kurarak kahve-sigara içerdi. Sonra tıraşını, masajını yaptırır, ardından çalışma odasına geçerdi. Hem kahvaltı hem öğle yemeği olarak bir dilim ekmek ve bir kase ayran ya da yoğurt yerdi. İkindi vaktinde de bir bardak ayran içerdi. Akşam sofrasında 10 kişiden aşağı düşmeyen bir davetli topluluğu her zaman hazır bulunurdu. Sofrada imtihan etmek istediği kişileri karşısına, iltifat etmek istediği kişileri yanına oturturdu.

    Etrafındakilere ve mahiyetinde bulunanlara genellikle ‘Çucuk’ diye hitap ederdi. “Beri bak çucuk”, söze başlarken maiyetine kullandığı hitap şekliydi. En ağır kelimesi ise ‘ebleh’ anlamında kullandığı ‘hebenneka’ idi.” Atatürk’le ilgili hiç bilinmeyen özellikleri dile getiren bu sözler, “Cumhurbaşkanlığı Makamı Olarak Dolmabahçe Sarayı ve Atatürk” adlı kitapta yer alıyor.

    Saltanatı kaldırdı ama neden Dolmabahçe’de yaşadı?

    Atatürk, halkın zihninde padişahın ikametgâhı ve hanedanlığın sembolü durumunda olan sarayda acaba niçin oturmuştur? Görünüşte saltanatı temsil eden saray ile o saltanatın hükmünü ortadan kaldıran Cumhurbaşkanı, ilk bakışta yan yana gelebilen unsurlar gibi de görünmeyebilir... Atatürk’ün Cumhurbaşkanı sıfatıyla İstanbul’u ilk ziyaretinde doğrudan doğruya Saray’a gelerek yerleşmesi ve daha sonraki gelişlerinde de çalışma ve ikamet amacıyla hep Dolmabahçe Sarayı’nı tercih etmesi, şüphesiz Saray’ın tarihimizde üstlendiği hakim rol sebebiyle olmalıdır. Asırlar boyunca devletin siyasetini belirleyen saray, iktidarın ve yönetimde söz sahibi oluşun simgesi ve en üst düzeydeki kararların alındığı bir merkez olarak anılmış, tarihin akışı içinde üstlendiği bu işlev nedeniyle, millet hafızasında daima hakimiyetin sembolü olmuştur. Büyük ihtimalle Atatürk’ün Saray’ı ikametgâh olarak seçmesinin arka planında da bu düşünce yatmaktadır.

    Cumhuriyet’in köklü değişimleri Saray’da başladı

    Osmanlı döneminde devlet işlerinde kullanılan ve “Mabeyn” olarak isimlendirilen bölüm, Atatürk tarafından da resmi temas ve kabullerde kullanılmıştır. Aynı şekilde Atatürk, padişahın hususi dairesinin bulunduğu Harem bölümünü devlet işlerinde kullanma****** şahsi istirahat mekânı olarak değerlendirmiştir. Atatürk’ün rahatsızlığı nedeniyle son senelerinde merdivenleri çıkmakta zorluk çektiği için 1937’de Mavi Salon aydınlığına bir asansör ilave olunmuştur. Beyaz Oda, Mabeyn’de Hünkâr Dairesi’nde hükümdarın yerli heyetleri kabul odasıydı. Devletin zirvesi tarafından memleketin gündeminin takip edildiği bu oda, Atatürk tarafından da “çalışma ve kabul mekânı” olarak kullanıldı. Atatürk dil ve tarih çalışmalarını bu mekânda sürdürmüştür. Cumhuriyet döneminde bütün köklü değişimler Saray’da başlamıştır.

    1927 yılına kadar İstanbul’a hiç uğramayan Atatürk, geldiğinde Dolmabahçe Sarayı’nı Cumhurbaşkanlığı makamı olarak kullandı. Atatürk’ün Saray’daki hayatı, buradaki önemli toplantıları, İstanbul’daki hayatının fazla bilinmeyen yönleri, TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı’nın yayımladığı “Cumhurbaşkanlığı Makamı Olarak Dolmabahçe Sarayı ve Atatürk” adlı kitapta, bazı anekdotlar ve fotoğraflarla anlatılıyor. Kitapta, Atatürk’e ilişkin çok duyulmamış bilgilerin yanı sıra, yapılan harcamalar, düzenlemeler, yemek davetlerine ilişkin hazırlıklara dair belgeler de bulunuyor.

    Sevdiği insanlara ‘çelebi’ diye hitap derdi

    Atatürk’ün kendine mahsus telaffuz ettiği bazı kelimeler vardır; ‘Tabanca’ya ‘tapanca’, ‘kırbaç’a ‘kırpaç’ ‘henüz’e ‘henus’, ‘yoğurt’a ‘yuğurt’, ‘sarhoşa’a ‘sarfoş’ derdi. Maiyetinde bulunanlara “Çucuk“ diye hitap ederdi. “Beri bak çucuk”, söze başlarken maiyetine kullandığı hitap şekliydi. En ağır kelimesi ise ebleh anlamında kullandığı “Hebenneka” idi. “Yani” kelimesini çok kullanırdı. Uzun maruzatta bulunanların lafı uzatmaması ve neticeyi söylemesi için, “yani” diyerek, muhatabını sadede davet ederdi. Sevdiği insanlara “Çelebi” derdi. Yanlış iş yapanlara kızdığında, “Şaşarım akl-ı perişanına” en sık sarfettiği sözdü.

    Davet öncesi ders çalışırdı Japon mitolojisini inceledi

    Yabancı misafirlerin iyi intibalarla ayrılmalarını isterdi. Onlar gelmeden ülkeleri hakkında geniş bilgi toplar, kişiliklerini incelerdi. Afgan Kralı gelmeden önce bir ay boyunca Afganistan tarih ve coğrafyasını tetkik etmişti. 1931’de gelen Japon Veliahdı Prens Takamutsu’yu, bir ziyafette Japon mitolojisi ve edebiyatı üzerine yaptığı konuşmalarla şaşırtmıştır. 1934 Haziran’ında Türkiye’ye gelen uzun boylu İran Şahı Rıza Pehlevi’nin yanında rehber olarak görevlendirilecek generalin cüssece küçük kalmaması gerektiğini düşünmüş ve ordunun en iri yapılı komutanı Fahrettin Altay’ı mihmandar yapmıştır.

    Saray’ı çalışma merkezi yaptı, devlet başkanlarını Osmanlı’daki gibi Zülvecheyn Salonu’nda ağırladı

    Osmanlı döneminde misafir devlet başkanları için resmi ziyafetlerin düzenlendiği Saray’ın meşhur Zülvecheyn Salonu, onun zamanında da aynı amaçla kullanılmıştır. Sofra toplantıları genelde Mavi Salon’da, resmi ziyafetler ise Zülvecheyn Salonu’nda gerçekleştirildi. Osmanlı’da resmi ziyafetlerde prestij amaçlı kullanılan Saray’daki altın ziyafet takımları, Atatürk tarafından da devletin itibarı sebebiyle, özellikle resmi ziyafetlerde kullanılmıştır. Atatürk Dolmabahçe Sarayı’nda bulunduğu süre içinde, ikametgâh amacıyla özel hayatın yaşanabilmesi için tasarlanmış ev kısmını (Harem) kullanmıştır. Atatürk Saray’ı yalnızca bir ikametgâh olarak görmeyerek yoğun bir çalışma merkezi haline getirmiştir. Bu noktada Saray’da yaptığı çalışmaları içinde özellikle üçü, Cumhuriyet inkılâpları bakımından önce çıkar; Harf İnkılâbı, Türk dili ve Türk tarihiyle ilgili çalışmalar... Atatürk 1931 yılından itibaren başlattığı tarih ve dil konularındaki çalışmalarını, 1938’e kadar Dolmabahçe Sarayı’nda yürütmüştür. Riyaset-i Cumhur makamı olarak kullanılmaya başlanan saray, bir kültür merkezi halini almıştır.”

    Şehir gezilerinde korumalarını zor durumda bırakır, köprü üstünde halkın arasında yürürdü

    Genellikle geceleri yatmayan Atatürk, sabahları çok geç kalkardı. İnce ketenden yapılmış kısa entari ile uyur, kalktıktan sonra bir müddet bu kıyafetle otururdu. Bu aralık şayet akşamdan verdiği mühim bir emir varsa, bunların neticelerini almak için Katib-i Umumileri Hasan Rıza Bey gelirdi. Atatürk bu yatak kıyafetinde iken Katib-i Umumilerinden ve yakın arkadaşlarından başka hiç kimseyi yanlarına kabul etmezdi. Yataktan kalkınca ilk iş olarak sabah kahvesini ve sigarasını içerdi. Sonra tıraşını olurdu. Hususiyetlerinden biri de, kendi kendine tıraş olmamasıydı. Berberi itina ile Atatürk’ü traş ederdi. Bundan sonra masaja yatar, banyosunu alır, mesai odasına geçerdi. Hem kahvaltı hem öğle yemeği olarak bir dilim ekmek ve bir kase ayran ya da yoğurt yerdi. Boş zamanlarında en yakın arkadaşları olan Kılıç Ali, Salih Bozok, Nuri Conker’i alarak otomobille şehir içinde ya da motorla Boğaz’da gezintilere çıkardı. Korumaları zor durumda bırakan bu tür gezilerde, otomobilden inerek, köprü üstünde halkın arasında yürür, tanınmış pastanelere, lokantalara girer çıkar bazen bilet alıp trene, tramvaya binerek halkın içine karışırdı.

    İmtihan etmek istediğini karşısına oturturdu

    “Bir lokma ekmek, bunu birkaç arkadaş ile oturup beraberce yemek ve içmek bana kafidir” diyen Atatürk’ün sofralarına hiç kimse izinsiz ve davetsiz oturamazdı. Ancak Başbakan İsmet İnönü, Hariciye Vekili Dr. Tevfik Rüştü Aras, Dahiliye Vekili Şükrü Kaya’nın istisnai vaziyetleri vardı. Bu zevat hangi saatte olursa olsun istedikleri zaman sofraya gelebilirlerdi. Dolmabahçe’deki sofralarda çoğu zaman tarihi ve siyasi konular konuşulurdu. Sofrada genellikle Başbakan varsa sağında yer alır, diğer davetliler ise istedikleri yerlere otururlardı. İmtihan etmek istediği kimseleri karşısına, iltifat etmek istediklerini yanındaki yere oturturdu. Sofranın dağılması, mevzunun ehemmiyetine göre idi. Bazen geç de olsa misafirlerini uğurladıktan sonra çalışırdı.

    '' İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun. ''
    Marie Curie

    '' Cahillerle tartışmaya girmeyin, Ben hiç yenemedim.''
    Gazali

  7. #7
    Hızlı üye Array serdaldalbul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23.Nisan.2011
    Bulunduğu yer
    ELAZIĞ
    Yaş
    24
    Mesajlar
    129
    İtibar Gücü
    3039

    Standart

    Rüyaları gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır...

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 misafir)

Paylaş

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

kaçak iddaa kaçak bahis güvenilir bahis siteleri iddaa siteleri en iyi bahis siteleri illegal bahis en iyi canlı bahis siteleri casino siteleri canlı bahis siteleri ensobet üyelik bonus veren siteler canlı bahis

izmir escort izmir escort bayan

sohbet hattı sex hattı telefonda sex erotik sohbet sohbet hattı gaziantep escort gaziantep escort acil kredi