istanbul escort

istanbul escort

istanbul escort

istanbul escort

bonusal mobil ödeme bahis mobil ödeme bahis canlı bahis kaçak bahis bedava bahis bahis siteleri neropay casino siteleri güvenilir bahis siteleri deneme bonusu canlı bahis siteleri istanbul escort istanbul escort canlı bahis siteleri deneme bonusu veren siteler

Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Çalışma hayatıyla ilgili çok bilinen hic bilinmeyen 13 korkunç gerçek

  1. #1
    Onursal üye Array bravecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.Eylül.2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul..
    Yaş
    61
    Mesajlar
    17,609
    İtibar Gücü
    7873

    Standart Çalışma hayatıyla ilgili çok bilinen hic bilinmeyen 13 korkunç gerçek

    ÇALIŞMA HAYATIYLA İLGİLİ ÇOK BİLİNEN HİC BİLİNMEYEN 13 KORKUNÇ GERÇEK
    Patronunuz 'başarmış bir psikopat' olabilir

    "Bizim patron resmen psikopat ya!.." Bu yakınmayı mutlaka bir yerlerde duymuşsunuzdur. Sakın gülüp geçmeyin. Sizinki de, Amerikalı psikolog Paul Babiak'ın tanımıyla 'başarmış bir psikopat' olabilir. Yapılan bir araştırma her 25 Amerikalı patrondan birinin psikopat eğilimli olduğunu ortaya koyuyor. İşin ilginç yam bu oran diğer meslek dallarına göre 4 kat daha yüksek. Babiak'ın araştırmasına göre bu 'psiko'lar yönetim becerilerinin zaafını, çalışanlarının 'gözünü boyayarak' telafi ediyorlar. Adım koyamasalar bile, altlarında çalışanların tavırlarını ve duygularını tahlil edip 'duygusal manipülasyon' yapmayı beceriyorlar. Yöntemleri değişiyor elbet, sindirme politikası izleyen de var, karşısındakini yok farzetmeyi yeğleyen de. Babiak bu yöneticilerin 'başarmış psikopatlar' olduğunu ve 'ne kadar hasta ruhlu iseler o kadar karizmatik olduklarını' iddia ediyor.

    Şirretlik size maaş olarak geri dönüyor

    Yapılan araştırmalar çalışma hayatında 'şirretler'in (edepsiz, kavga çıkarmaktan hoşlanan) daha yüksek maaş ve zam aldığını gösteriyor. Amerika'da yapılan araştırmalar, şirret erkeklerin meslektaşlarından ortalama yüzde 18, kadınların da yüzde 5 fazla kazandığını gösteriyor. Özetle agresif bir tutum, görüşlerini kabul ettirmeyi, çatışmalardan kazançlı çıkmak ve şirkette yükselmek için bir avantaj. Bir çalışma arkadaşınız sizden bir yardım istediğinde, yahut patronunuzla maaş zammını konuşurken bu gerçeği unutmayın.

    İnternette gezinmek faydalıdır

    Singapur Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre internette gezinmek çalışanların motivasyonunu ve enerjisini yeniliyormuş. Üstelik internette gezinmek, özel telefon görüşmelerinden, şahsi e-postasına cevap vermekten bile 'faydalı' imiş. 3 gruba ayrılan 96 öğrenciden uzunca bir metnin içindeki 'e' harflerini tek tek saymaları istenmiş. Birinci gruba hiç teneffüs verilmemiş; ikinci grup istediği zaman dinlenmiş ama internete girmesine izin verilmemiş; üçüncüsü ise, istediği zaman internete girerek, kafasına göre çalışmış. Peki hangi grup en verimli olmuş sizce? Sonuncusu.

    Çocuk sahibi olmak kariyere darbe indirir

    İşte bilinen bir gerçek daha: Zaten kadınların kâbusu olan 'cam tavan' anne oldukları zaman biraz daha kahnlaşıyor. Anne olmak, zaten çalışma hayatında 'negatif ayrımcılık' kurbanı olan kadınların kariyerine ağır bir darbe indiriyor. Fransa'da yapılan bir ankete göre, şirketlerin yüzde 34'ü 2011 yüında yeni personel almaya hazırlanırken 'çocuklu kadın' istihdam etmeyi 'kabul edenler'in oram sadece yüzde 25 idi. Bu oran 2010 yüında yüzde 33 idi. Yani durum giderek kötüleşiyor.

    Sarışınlar daha yüksek ücret alır

    1953 yapımı 'Erkekler Sarışm Sever' filmi, biri paralı erkeklerin peşinde koşan bir 'aptal sanşm' (Marilyn Monroe) diğeri her seferinde çulsuz erkeklere aşık olan kumral (Jane Russell) iki arkadaşın Paris macerasmı anlatır. Avustralya Queensland Üniversitesi'nin 13 bin kadın çalışan üzerinde yaptığı bir araştırma erkek egemen şirketlerin de 'sarışın sevdiği' gerçeğini ortaya çıkardı. Avustralya'da sarışm kadınlar esmer veya kumral hemcinslerinden yüzde 7 daha yüksek ücret alıyorlarmış.

    Fazla mesai yapanın sonu akşamcılıktır!

    Yeni Zelanda Otago Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre, haftada 50 saat ve üstü mesai yapan çalışanların alkol bağımlısı olma riski, fazla mesai yapmayanların 1.3 ila 3.3 katı imiş. Alın size patronun 'ricasına' karşı çıkmak için kapı gibi bir gerekçe! Uzmanlar bu riski 2 ana nedene bağlıyorlar: Ağır mesainin getirdiği yük ve stresi atmak için akşam bir kadeh içme eğilimi + iş arkadaşlarıyla uzun saatler bir arada olup 'aşırı sosyalleşmenin' getirdiği 'hadi çıkışta bir kadeh atalım' ritüeli...

    Krizde kadınlara ayrımcılık uygulanır

    Fransa'da yapılan araştırmaya göre, 4 Fransızdan biri 'krizde işe almada erkeklere öncelik tanınmasını normal bulduklarını' söylüyorlar. Gerekçe 19.yy'dan kalma klişeler: Evi geçindiren erkektir, kadmın maaşı ek gelirdir. Erkek iş bulamaz, eve ekmek getiremezse utanır, kadın çalışmasa da olur. Tek teselli gençlerin bu koduna büyüklerinden daha 'medeni' oluşu. 'İş ararken erkeklere öncelik verilmeli' cevabı 75 üstü kadın ve erkeklerde yüzde 50 iken, bu oran 20-24 yaş arası gençlerde yüzde 10'a düşüyor. İnşallah bu geçler yaşlanınca dedelerineninelerine benzemezler!

    Çay-kahve molası

    188 gün mesai Sabah mesaiye çayını-kahvesini yudumlamadan başlamayanlar, saat 10'da ll'de, öğleden sonra 5 sularında bir küçük çay-kahve molası veren Ingüizler... bir hesaba göre (günde ortalama 24 dakikadan) kariyerleri boyunca 188 tam gün işten kaytarıyorlarmış. Online Opinions adlı sitenin araştırmasma göre bunun İngiltere ekonomisine maliyeti yılda çalışan başına 416 İngiliz sterlini yani 1.165 TL imiş. Tabii söz konusu araştırma, bu çay-kahve molasının çalışanların enerjisini ne kadar tazelediğini, motivasyonunu ne kadar arttırdığım; yahut da hiç ara vermeseler verim düşüklüğünün ekonomiye kaça mal olacağını söylemiyor...

    'Boş vaktimizde' de çalışıyarmuşuz

    Biz değil aslında Fransızlar, ama Türkler için de durum farklı değildir herhalde. 100 Fransız çalışandan 90'ı normal mesai saatleri dışında da işine zaman ayırmayı sürdürüyormuş. İlginçtir, çalıştığı şirket ne kadar küçükse, özel hayalından fedakarlık o oranda artıyormuş. 'Mesai saatlerim dışında 3 saat daha evden/dışarıdan çalışıyorum' diyenlerin oram büyük şirketlerde yüzde 57 iken küçük şirketlerde yüzde 70'i buluyormuş.

    Fiziksel görünüm ayrımcılık sebebi

    Bu da bilinen ve söylenen bir gerçek aslında. 'Güzel olmamak' işe girerken, işte yükselirken çok ciddi bir dezavantaj. Ne yazık ki! Hatta kimi araşürmalara göre 'olumsuz bir fizik' bir numaralı ayrımcılık sebebi. Etnik kökenden, cinsiyetten, eğitim ve iş tecrübesinden bile fazla... Bunun bilincinde olan kimi çalışanlar estetik ameüyata sığınıyor. Pazartesi, depresyona en meyilli gün İngiliz pop grubu Supertrump'ın ünlü From Now On parçasının 'Yine pazartesi geldi / Yine aynı yerde oturuyorum / Yine aynı suratlar bana bakıyor / Kimbilir daha ne kadar burada oturacağım' dediği gibi... pazartesi çahşanlar için en zor gün. O kadar ki, İngilizler'in pazartesi günü 'ilk kez yüzlerinin gülmesi için' saatlerin 11'i çeyrek geçmesi gerekiyormuş. Üstelik pazartesi sendromunun 'alışması' da yokmuş, aksine. İnsanlar şirkette eskidikçe, pazartesi daha çok 'koyuyor' imiş.

    Oturarak çalışmak ömrü kısaltıyor

    American Cancer Society'nin bir araştırmasma göre günde 6 saatten fazla oturarak çalışanların ölüm oranı, 3 saatten daha az oturan çalışanlardan yüzde 20 daha fazla imiş. Bu fark kadınlarda yüzde 40'a çıkıyormuş. Sebep? Hareketsizliğin sebep olduğu şeker ve obezite gibi hastalıklar. İşte bu yüzden doktorlar 'e-posta atacağınıza, telefon edeceğinize kalkıp şefinizin odasına gitmeyi yeğleyin. Hatta mümkünse asansörle değil, merdiveni kullanarak' diyorlar. Sosyalleşmesi de cabası... Şirretler yaratıcılığı arttırıyor Yukanda şirret çalışanların daha iyi işi ve maaşı kaptığını söyledik ya... Meğer edepsizhklerinin sadece kendilerine değil, diğer arkadaşlarına da faydası varmış. Journal of Applied Psychology'de yer alan bir makaleye göre kötü muameleye, alaya, bağırıp çağırılmaya maruz kalan çahşanlar bu duruma düşmemek için daha yaratıcı oluyorlarmış. Belki, belki doğru olabilir ama herkes biliyor ki, çalışanları motive etmenin, yaratıcılıklarım teşvik etmenin en iyi yolu onlara saygı göstermek, yetki vermek ve inanmaktır.
    http://www.kamudanhaberler.com/haber...rcek/5093.html
    '' İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun. ''
    Marie Curie

    '' Cahillerle tartışmaya girmeyin, Ben hiç yenemedim.''
    Gazali

  2. #2
    Yeni Üye Array
    Üyelik tarihi
    12.Nisan.2011
    Mesajlar
    2
    İtibar Gücü
    0

    Standart

    ilginç tespitler...yada acı gerçekler mi desek...

  3. #3
    Onursal üye Array bravecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.Eylül.2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul..
    Yaş
    61
    Mesajlar
    17,609
    İtibar Gücü
    7873

    Standart

    Şirketler yetenekli çalışanlar için savaşmalı
    Genç yeteneklere ulaşmak için üniversitelerle sıkı bir şekilde çalışan Unilever’in İnsan Kaynakları’ndan Sorumlu Dünya Başkanı Douglas Anderson, yeteneğin gelecekte çok daha önem kazanacağını, şirketlerin yetenekli kişileri bulmak için savaşmaları gerektiğini söylüyor.

    Unilever’de insan kaynakları süreçleri nasıl işliyor? Yöneticileri içeriden yetiştirmeyi mi tercih ediyorsunuz dışarıdan almayı mı?
    Biz daha çok üniversitelerden yeni mezun olmuş olan öğrencileri şirketimiz bünyesine katıp eğitmeyi tercih ediyoruz. Birlikte yıllar geçiriyoruz. İçeriden yetiştirme Unilever için daha yaygın bir durum. Tabii bazı durumlarda, çok spesifik alanlarda eleman almak gerekirse böyle zamanlarda dışarıdan da eleman alıyoruz. Ama ağırlıklı olarak içeriden yetiştirmeyi uygun görüyoruz. Unilever Türkiye’de istihdam edilen çalışanların yüzde 80’inin management trainee (MT) alımlarımızdan yani yeni mezun veya en fazla 2 yıla kadar tecrübesi olan kişilerden oluştuğunu söyleyebiliriz.



    Yetenekli çalışanlara nasıl ulaşıyorsunuz?
    Başarılı bir şirket olduğumuz için bizimle çalışmak istiyorlar. Türkiye’de en büyük şirketlerden biriyiz. Bu önemli bir nokta. Bunun dışında genç yeteneklere ulaşmak için üniversitelerle sıkı bir şekilde çalışıyoruz. Mezun olduklarında hangi konularda iyiler, ne tip işlerde çalışmak istiyorlar bunlara dikkat ediyoruz. Bu iki konuya ek olarak liderlik ve gelişim eğitimleri de önemli. Üniversitelere gidip kariyerle ilgili sunumlar yapıyoruz. Öğrencilere onlar mezun olmadan önce ulaşıyoruz. Neyle karşılaşacaklarını anlatıyoruz. Öğrencilere sadece form, mülakat olarak bakmıyoruz daha onlar üniversite sıralarındayken hem gelişimlerine katkı sağlayacak hem onları yakından tanımamızı hem de onların bizi yakından tanımasını sağlayacak aktiviteler düzenliyoruz. 2 günlük bir program düzenliyoruz öğrencilerle Ideatrophy adında. Bütün üniversite öğrencilerinin katılımına açık bir yarışma. Öğrencilere gerçek durumlar üzerinden fikir yaratma ve bu fikirleri uygulama fırsatı veriyoruz. Ardından içerikle ilgili bir yurtdışı iş gezisi ile Unilever’in global dünyasının kapılarını açıyoruz. Bu sene bu yarışmanın 10.’su yapılıyor. Birinci olan takımın her bir üyesi Unilever’de 3 aylık staj yapacak. Yetenekli kişilere ulaşmak çok zor olmuyor fakat bu kişilere ulaşmak isteyen bizim gibi birçok şirket var. Bu yüzden çok çalışmamız lazım. Unilever’in gençler tarafından çekici, çalışılmak istenen bir yer olması için uğraşıyoruz. Benim işim doğru yeteneğin şirketin doğru yerinde olmasını sağlamak. Yeteneğin çok önemli olduğunu ve gelecekte de bu önemi koruyacağını söyleyebilirim. Şirketler bu kişiler için savaşmalı. Bunun dışında faaliyet gösterdiğimiz 170’ten fazla ülkede Sürdürülülebilir Yaşam Planı’nı uyguluyoruz. Yani bir yandan şirketi büyütüyoruz fakat bunu yaparken de insanların sağlıklarını korumayı, çevresel etkilerimizi yarıya indirerek ayak izimizi küçültmeyi hedefliyoruz. Bu da günümüz gençlerinin şirketlerden beklentileri arasında.


    Y kuşağına bakış açınız nasıl, onlarla çalışmak zor mu?
    Eskiden bir şirkete girildiğinde 30-40 belki 50 yıl aynı yerde çalışılırdı. Şimdi öyle değil. Y kuşağı çabuk sıkılıyor ve iş değiştirmek istiyor. Bu yüzden Y kuşağındakilere gelişim fırsatı vermek, onlara değişik seçenekler sunmak gerekiyor. Gittikçe daha genç bir kesime hitap ediyoruz. Bu kişilerle bağlantıda olmak da çok önemli. Y jenerasyonuyla çalışmak zor değil. Çeşitliliği sağlayıp ne istediklerini anladıktan sonra Y jenerasyonuyla çalışmak problem olmuyor.



    Üniversite öğrencilerine yönelik başka ne gibi programlarınız var?
    Üniversite öğrencileri çalışmak isteyecekleri şirketlerin çalışma koşullarını, çalışma ortamını da görmek, gözlemlemek istiyorlar. Unilever de onlara bunu sağlamak için değişik programlar sunuyor. Kariyer günleri düzenliyoruz. Öğrencileri merkez ofisimizde ağırlıyoruz. Şunu fark ettik ki teknik öğrencilerle bağlantı kurmak giderek daha zorlaştı. Bu yıl lojistik departmanımızla üniversite öğrencileri ve akademisyenlerle ChainReaction adında yeni bir projeye başladık. ChainReaction, tedarik zincirinde kariyer hedefleyen öğrencilere özel olarak odaklanıyor. Proje kapsamında üniversitelerin son sınıf öğrencilerinden oluşan gruplar, dokuz ay boyunca tedarik zincirinin talep planlama, müşteri servisi, depolama-dağıtım ve sürdürülebilirlilik alanlarında projeler yürütüyor. Projeler birbirleriyle de ilişkide olup, grupların farklı bakış açılarını yansıtmalarına imkân sağlıyor. Yakın zamanda aynı yolları geçerek Unilever ailesine katılmış olan yönetici adaylarının danışmanlığında çalışan gruplar, yıl boyunca diğer üniversite grupları ve akademisyenlerle de bir araya geliyor ve Unilever’in farklı departmanlarını tanıyıp ve yöneticileriyle çalışabiliyor.

    Türkler kazanmayı seviyor

    Unilever Türkiye hakkında ne düşünüyorsunuz?
    Unilever Türkiye’de çalışan kadın erkek sayısı neredeyse eşit. Türkler kazanmayı seviyor. Aynı zamanda rekabetçiler de. İşlerinde de çok iyiler ve güzel sonuçlar alıyorlar. Şu anda 56 Türk, Unilever’de Türkiye dışında çalışıyor. Bu iyi bir sayı. Başarılarını ülke dışına çıkarıyorlar. Yetenekliler, kalifiyeler, çok çalışkanlar ve rekabetçiler. Burada çok rekabetçi bir iş dünyası var. Güçlü bir yetenek havuzu mevcut. Türkiye’de iyi bir pozisyonda olduğumuzu düşünüyorum. 36 ülkede 750 milyon kişi var bu coğrafyada ve bu da büyük bir sorumluluk. Türkiye de bu bölgede önemli bir rol oynuyor.
    http://www.yenibiris.com/KariyerKila...rticleID=11412
    *** ****
    BAŞKA BİR SEKTÖR AMA FARK ETMEZ.PRATİKTE HEPSİ AYNI..
    '' İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun. ''
    Marie Curie

    '' Cahillerle tartışmaya girmeyin, Ben hiç yenemedim.''
    Gazali

  4. #4
    Onursal üye Array bravecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.Eylül.2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul..
    Yaş
    61
    Mesajlar
    17,609
    İtibar Gücü
    7873

    Standart

    Geçenlerde okuduğum kitaptan bir alıntıyı sizlerle paylaşmak istedim.
    Nelson Algren demiş ki ; '' Haftada bin dolara anlaştık.PAZARTESİ İŞE BAŞLADIM,ÇARŞAMBA KOVULDUM.
    Beni işe alan,salı günü sepetlenmişti.''
    Böylesine durumlar da yaşanıyor demek ki..
    '' İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun. ''
    Marie Curie

    '' Cahillerle tartışmaya girmeyin, Ben hiç yenemedim.''
    Gazali

  5. #5
    Onursal üye Array bravecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.Eylül.2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul..
    Yaş
    61
    Mesajlar
    17,609
    İtibar Gücü
    7873

    Standart

    Potyomkin Köyü lafını bilirsiniz...

    General Grigoriy Potyomkin, Rus Çariçesi 2. Katerina’nın sevgilisi, bakanı, ordular başkomutanı ve nihayet Kırım Prensi idi.

    Rivayete göre işte bu Potyomkin, Çariçe’nin 1787’de Osmanlı’dan alınan Kırım’a düzenlediği debdebeli gezi sırasında, Dinyeper Irmağı boyundaki fakir evleri örtecek şekilde tiyatro dekoru gibi zengin köyler inşa ettirmiştir.

    Niyeti, Kırım’ın zengin ve müreffeh olduğu havasını yaratmak ve Katerina’nın gözünü boyamakmış, denir.

    Gerçi bu hadisenin yalan olduğu; Georg Von Helbig adlı bir Sakson diplomat tarafından Çariçe’nin gözdesini karalamak için 1797’de yazdığı bir kitapta uydurulduğu artık bilinmektedir.

    Potyomkin bu köyleri inşa etmemiş, Çariçe’nin ziyareti öncesinde temiz ve iyi görünsün diye fakir evleri elden geçirtmiş, boyatmıştır. Ve bunu da açık açık söylemiştir.

    Ama insanevladı doğrulardan değil efsanelerden ve ‘seksî’ komplo teorilerinden hoşlandığı için, ‘siyasî propaganda ve kandırmaca maksadıyla göz boyamak’ anlamına gelen Potyomkin Köyü lafı bütün dillere girmiştir.
    Yazının devamı :
    '' İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun. ''
    Marie Curie

    '' Cahillerle tartışmaya girmeyin, Ben hiç yenemedim.''
    Gazali

  6. #6
    Özel Üye Array
    Üyelik tarihi
    05.Şubat.2009
    Mesajlar
    6,180
    İtibar Gücü
    5058

    Standart İş hayatında en yıpratıcı neden "aşırı iş yükü"

    Fransa'da özel sektörde yapılan bir araştırma, iş hayatında en önemli stres nedeninin "aşırı iş yükü" olduğunu gösterdi.

    Fransa'da özel sektör çalışanları üzerinde OpinionWay isimli şirket tarafından yapılan araştırma, iş yerinde en büyük stres etkeninin yüzde 43 ile "aşırı iş yükü" olduğunu ortaya koydu.

    Araştırmada, çalışanların yüzde 41'i iş hayatındaki hiyerarşik baskının kendilerini strese soktuğunu söylerken, yüzde 32'sine göre ise işlerini kaybetme korkusu en büyük stres nedeni.

    İş yerindeki görev ve sorumluluklardaki belirsizliğin strese neden olduğunu ifade edenlerin oranı yüzde 30 iken, yüzde 29 ise iş hayatındaki başarısızlığın kendilerini strese soktuğunu dile getirdi.

    Çalışanların yüzde 20'si de, müşteri baskısını "katlanılmaz" olarak niteledi.
    Araştırmaya katılanların yüzde 18'i iş arkadaşlarıyla yaşanan sorunların strese yol açtığının altını çizerken, yüzde 16'sı da çalıştıkları mekanın fiziki şartlarındaki eksiklerin kendilerini strese soktuğunu belirtti.

    Öte yandan başka bir araştırma, çalışanların yüzde 39'unun, özel hayatlarındaki sorunları iş hayatına yansıttıklarını ve strese girdiklerini ortaya çıkardı.

    Araştırma, stresleri artan kimselerin yüzde 44'ünün tırnaklarını yiyerek duruma tepki verdiğini, diğerlerinin ise rahatlamak için spora yöneldiğini, alışveriş yaptığını, sigara içtiğini ya da alkol aldığını gösterdi.
    Ucuyorum.com Forum Haber Servisi




Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Thy da çalışma saatleri !
    Aykuşu tarafından Pilotlar Bölümünde
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 09.Mayıs.2011, 09:35

Paylaş

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

kaçak iddaa kaçak bahis güvenilir bahis siteleri iddaa siteleri en iyi bahis siteleri illegal bahis en iyi canlı bahis siteleri casino siteleri canlı bahis siteleri ensobet üyelik bonus veren siteler canlı bahis

izmir escort izmir escort bayan

sohbet hattı sex hattı telefonda sex erotik sohbet sohbet hattı gaziantep escort gaziantep escort acil kredi