PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ticari Havacılık



max
22.Nisan.2007, 22:29
Ticari Havacılık (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Ticari_Havac%C4%B1l%C4%B1k&action=edit), 2. Dünya Savaşı (http://tr.wikipedia.org/wiki/2._D%C3%BCnya_Sava%C5%9F%C4%B1)'ndan sonra eski askeri uçakları kullanarak insan ve eşya taşımacılığı yapılarak gelişmeye başladı. Birkaç yıl içinde, Kuzey Amerika, Avrupa ve dünyanın diğer bölgelerini kapsayan uçuşlar yapan birçok şirket kuruldu. Bu hızlı ilerleme B-29 (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=B-29&action=edit) ve Lancaster (http://tr.wikipedia.org/wiki/Avro_Lancaster) gibi geniş gövdeli bombardıman uçaklarının kolayca ticari uçaklara dönüştürülebilmesinden kaynaklandı. Aynı zamanda DC-3 (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=DC-3&action=edit)'nin sayesinde de daha kolay ve uzun uçuşlar olanaklı oldu. İngiliz Comet'ten sonra, Kuzey Amerika'nın ilk ticari jet uçağı Eylül 1949 yılında uçan Avro C102 Jetliner (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Avro_C102_Jetliner&action=edit) oldu. 1952 (http://tr.wikipedia.org/wiki/1952) yılına gelindiğinde, İngiliz Denizaşırı Havayolları Şirketi (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=%C4%B0ngiliz_Deniza%C5%9F%C4%B1r%C 4%B1_Havayollar%C4%B1_%C5%9Eirketi&action=edit)De Havilland Comet (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=De_Havilland_Comet&action=edit) uçağını tarifeli seferlerine almıştı bile. Ancak bu teknik gelişmeler devam ederken, bu uçak metal yorgunluğunun neden olması ve özellikle de pencerelerinin şekli nedeniyle, üzerinde oluşan birçok yapısal çatlaktan çok çekmiştir. Metal yorgunluğu, kabinin sürekli döngüsel olarak basınçlandırılması ve ardından da basınçsızlandırılması sonucunda oluşmuş ve tabiki bu da uçağın gövdesinin feci bir şekilde hasarlanmasına neden olmuştur. Bu sorunlar çözüldüğünde, diğer jet yolcu uçakları çoktan göklerdeki yerlerini almışlardı ki bunlardan bir tanesi de Boeing 700 (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Boeing_700&action=edit) idi ve bu uçak yolculara sunulan konfor ve güvenliği daha yüksek seviyelere taşımıştı. 707 uçağı, ticari havacılığın günümüzdeki yaygın ve gelişmiş konumuna gelmesinde bir öncü olmuştur.
2. Dünya Savaşının sonunda bile, hala, uçak ve füze teknolojilerinde daha fazla gelişmeye gereksinim vardı. Daha savaşın bitmesinin üzerinden çok geçmemiş olsa da, Ekim 1947'de, Chuck Yeager Bell X-1 (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Bell_X-1&action=edit) adlı füze ile ses hızını geçti. Her ne kadar, savaş sırasında, bazı pilotların bombardıman için daldıklarında ses hızını geçtiklerine dair söylentiler olmuş olsa da, bu uçuş, kontrollü ve seviyeli bir şekilde ses duvarının geçildiği ilk uçuş olmuştur. Bunu takiben 1948 ve 1952 yıllarında, bir jet uçağı Atlantiği ilk defa geçmiş ve Avustralya (http://tr.wikipedia.org/wiki/Avustralya)'ya ilk durmadan yapılan uçuş gerçekleşmiştir.
1950 (http://tr.wikipedia.org/wiki/1950)'ler askeri havacılık tarihinde yeni bir çağ olarak yazılacaktı. Sovyetler Birliği (http://tr.wikipedia.org/wiki/Sovyetler_Birli%C4%9Fi), Kuzey Amerika ve Avrupa'ya Nükleer silahlar (http://tr.wikipedia.org/wiki/N%C3%BCkleer_silah) taşıyacak kadar uzun mesafeli uçuşlar yapabilecek bombardıman uçaklarını geliştirdiğinde, Batı ülkeleri buna o uçakları, hedeflerine ulaşmadan önce yakalayıp yokedecek engelleyici uçaklar ile karşılık verdiler.
1961 yılında, gökyüzü insanlı uçuş için artık bir sınır oluşturmaktan çıktı ve Yuri Gagarin (http://tr.wikipedia.org/wiki/Yuri_Gagarin) dünyadan ayrılıp, 108 dakikalık bir yörünge uçuşunu yapmıştı bile. Bu aşama, 1957 yılında Sputnik 1 (http://tr.wikipedia.org/wiki/Sputnik_1)'in Sovyetler Birliği tarafından uzaya fırlatılmasıyla başlamış olan uzay yarışın (http://tr.wikipedia.org/wiki/Uzay_Yar%C4%B1%C5%9F%C4%B1)ı hızlandırdı. Birleşik Devletler (http://tr.wikipedia.org/wiki/ABD), buna yanıtı Merkür (http://tr.wikipedia.org/wiki/Mercury_Projesi) uzay kapsülü ile Alan Shepard (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Alan_Shepard&action=edit)'ı bir yörünge altı uçuş için uzaya göndererek verdi. Aloutte 1 (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Aloutte_1&action=edit)'in 1963 yılı da uzay gönderilmesiyle Kanada (http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanada) uzaya bir uydu (http://tr.wikipedia.org/wiki/Yapay_uydu) gönderen üçüncü ülke oldu. ABD ve SSCB arasındaki bu uzay yarışı, insanoğlunun 1969 (http://tr.wikipedia.org/wiki/1969) yılında aya inmesiyle (http://tr.wikipedia.org/wiki/Apollo_11) insanlı uçuşun doruk noktasına ulaşmasına neden oldu.
Bu dönemde havacılık tarihindeki tek gelişme uzayda elde edilen bu başarı değildi elbette. 1967 yılında, X-15 (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=X-15&action=edit) adlı uçak, bir uçak için elde edilmiş en hızlı rekoru 6,1 Mach (http://tr.wikipedia.org/wiki/Mach_say%C4%B1s%C4%B1) (7.297 km/s) değerine ulaşarak belirliyordu. Atmosfer dışında uçmaları için tasarlanmış uçakları bir kenara koyarsak, bu rekor motorlu uçuş için elde edilmiş en yüksek hava hızıdır ve hala geçerliliğini korumaktadır.
Aynı 1969 yılında, Neil Armstrong (http://tr.wikipedia.org/wiki/Neil_Armstrong) ve Buzz Aldrin (http://tr.wikipedia.org/wiki/Buzz_Aldrin) de aya ayak bastılar ve Boeing (http://tr.wikipedia.org/wiki/Boeing) firması hava taşımacılığının geleceğini yansıtan Boeing 747 (http://tr.wikipedia.org/wiki/Boeing_747) tasarımıyla dikkatleri üzerine çekti. Bu uçak bugün hala inşa edilmiş en büyük uçaklardan biridir ve her yıl milyonlarca yolcu taşımaktadır. Ticari havacılık, İngiliz Havayollarının (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=British_Airways&action=edit) 1976 yılında Concorde (http://tr.wikipedia.org/wiki/Concorde) uçağıyla sesüstü Atlantik uçuşu sağlamasıyla daha da büyük bir gelişme gösterdi. Birkaç yıl önce Atlantiği 2 saatin altında bir zamanda uçan SR-71 (http://tr.wikipedia.org/wiki/SR-71) Karakuş adlı uçak hız rekorunu kırmıştı ve Concorde bu gelişmeyi yolcu taşıdığı halde takip etmişti.
20. yüzyılın dördüncü çeyreği, ilk 3 çeyreğin aksine havacılıktaki gelişmeler açısından daha yavaş geçti. Artık uçuş hızında, mesafelerinde ve teknolojisinde devrimsel gelişmeler olmuyordu. Yüzyılın bu dönemi daha çok havacılık elektroniğindeki temel gelişimlere ve havacılıktaki ufak tefek ilerlemelere sahne oldu.
Örneğin, 1979 (http://tr.wikipedia.org/wiki/1979) yılında Gossamer Albatross (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Gossamer_Albatross&action=edit), İngiliz kanalını geçen ilk insan gücüyle çalışan hava taşıtı oldu. Bu başarı yüzyıllardır süre gelen insan hayal gücünün gerçeğe dönüşümü olmasına rağmen ne ticari ne de askeri havacılığın gelişimine büyük bir katkı sağladı. 1986 yılında Dick Rutan (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Dick_Rutan&action=edit) ve Jeana Yeager (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Jeana_Yeager&action=edit) dünyanın çevresini hiç yakıt ikmali yapmadan ve inmeden bir uçakla katettiler. 199 yılında Bertrand Piccard (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Bertrand_Piccard&action=edit), dünyanın etrafını balonla (http://tr.wikipedia.org/wiki/Balon) dolaşan ilk insan oldu. 20. yüzyılın sonuna gelindiğinde, sesaltı havacılık için artık geliştirilmesi gereken küçük veya büyük başarıların tamamı elde edilmişti. Bundan sonra, gözler uzayın keşfine ve sesten hızlı uçuşa yönelmişti. Artık, Ansari X Ödülü (http://tr.wikipedia.org/wiki/Ansari_X_%C3%96d%C3%BCl%C3%BC) gibi ödüller sayesinde bir çok havacılık tutukununun amacı kişisel sesten hızlı roketlerini yaparak atmosfer dışına çıkmayı başarmak olacaktı.
. yüzyılın başında sesaltı havacılık, tamamen kendi kendini yönetebilen veya uzaktan yönlendirilebilen taşıtlar için pilot kavramını ortadan kaldırma konusuna odaklandı. Birçok İnsansız Hava Aracı (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nsans%C4%B1z_hava_ara%C3%A7lar%C4%B1) ya da İHA geliştirildi. 2001 Nisan'ında insansız hava taşıtı Global Hawk (http://tr.wikipedia.org/wiki/Global_Hawk), Amerika'daki Edwards Hava Üssünden kalkıp Avustralya'ya durmadan ve yakıt ikmali yapmadan uçtu. Bu bugüne kadar bir noktadan diğer bir noktaya yapılmış en uzun insansız hava aracı uçuşuydu ve tam 23 saat 23 dakika sürmüştü. 2003 Ekim'inde ilk defa Atlantik'i geçecek ve tamamen kendi kendine kontrollü olan bilgisayar kontrollü bir model uçağın uçuşu gerçekleşti.
Ticari havacılık, 21. yüzyılın başında bir dönemin sonunu Concorde uçaklarının emekliye ayrılmasıyla gördü. Concorde'un ona özel tasarımı olan ince yapısı ve bundan kaynaklanan yolcu sınırlaması ile çok fazla olan yakıt tüketimi onun her ne kadar iyi bir ticari uçak olmasını engelliyor gibi görünse de British Airways (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=British_Airways&action=edit) bu uçağın operasyonundan gözle görünür bir gelir elde etmişlerdi.
Bu geri adıma ve havacılığın gelişimindeki yavaşlamaya rağmen, 21. yüzyılın havacılık açısından parlak bir yüzyıl olacağı kanısı genel bir kanıdır. Uçaklar ve füzeler, hızları ve taşıma kapasiteleri bakımından özgün ve asla küçümsenmemesi gereken kabiliyetler taşımaktalar. İnsanların bir yerden bir yere gitmesine gerek duyulduğu sürece havacılığa da gerek duyulacaktır