PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Endülüslü uçan adam



bravecan
05.Mart.2013, 10:34
İskender Pala
i.pala@zaman.com.tr

Pek az medeniyet, Endülüs’ün ürettiği bilim ve fen kadar yüksek, harmanladığı sanat ve düşünce kadar derin, maruz kaldığı vahşet kadar da acı son ile anılabilir.

Endülüs deyince nedense gözümün önüne zevk-i selim adlı nazeninin narin boynunu paslı ve kör bir balta ile kesmeye çalışan vahşi ortaçağ adamları gelir ve onların karşısında İbn Firnas’ı hatırlarım mesela. Hani bizim Hezarfen Ahmet Çelebi’den 800, uçağı icat eden Wright kardeşlerden ise 1000 küsur yıl evvel yaşayan şu kanatlı adam. Hezarfen’imiz Galata Kulesi’nden kendini boşluğa bırakıp da 3200 metre mesafedeki Doğancılar’a konduğunda acaba İbn Firnas’tan haberi var mıydı? Çelebi, muhtemelen ilk kez kendisinin uçtuğunu zannediyordu. Oysa Kurtuba’da büyüyüp oradaki medreselerde okuyan Berberî asıllı şu âzatlı köle ondan çok önceleri uçma çalışmaları yapmış ve aynı kuş kanatlarını aerodinamik hesaplarıyla hareket ettirerek İber yarımadasındaki Müslüman bilim dünyasının neleri başarabileceğini daha 860’lı yıllarda göstermişti. Gerçi o Çelebimiz gibi Hezarfen (bin fenne, bin çeşit bilgiye sahip) unvanıyla anılmıyordu ama bin fenne sahip idi. Yaptığı ilmî ve edebî çalışmalar sayesinde Kurtuba’da I. Hakem’in sarayına bir allame olarak girmiştir ve II. Abdurrahman ile I. Muhammed dönemlerinde de aynı makamda övgüye layık işler başardığı bilinir. Bizim Çelebi gibi onun da çok meraklı biri olduğunda şüphe yoktu. Her ikisinin de gözlerini göklere çevirmiş olmaları, araştırmacı kimliklerinden kaynaklansa gerektir. Çünkü dünya bilim tarihi, İbn Firnas’ın uzayı temsil eden gök küresini, Çelebi’nin de kanatlarını bir hediye kabul eder ve dünya havacılık tarihinde her ikisinin adı da birer sınır taşı olarak anılır.
İbn Firnas ayrıca dünyada astronominin gelişmesine yol açacak Sindhind tablolarının çizimlerini yapan adamdır. Uçmayı denediğinde eksik olan şey, uçuş takımında bulunmayan bir kuyruktur. Havalandıktan sonra inişi çok sert olur bu yüzden. Ama asla pes etmez, ilk tecrübede ölümden dönmüş olması da onu yolundan alıkoymaz. Yazık ki bugün Hıristiyan bilim dünyası onun adını gizleyip Leonardo da Vinci’nin maketlerini insanlığa ilk uçuş çalışmaları olarak sunmaktadır. Dahası da havacılık tarihi nedense 1900’lere doğru Ohio’da bisikletçilikle uğraşan iki kardeşten Orville ve Vilbuur Wright’ın adıyla başlatılır. Oysaki bu iki kardeş, Dayton kütüphanesindeki bir kitapta onun çizimlerini görmüşler ve uçmayı denedikleri motorsuz uçurtmayı onun çizimlerinden ilham ile üretmişlerdi. Uçurtmalarına motor takarak 1903’ün son günlerinde Orvil 35 metre uçabildiğinde belki de önce onun ruhu şad olmuştu. Biz de İbn Firnas ile Hezarfen’ı sanki birer efsane gibi anlatıp bilimsel tarihi başkalarına ikram etmiş olduk. Peki de, insanlığı toprağa bağlayan prangaları ilk kıran bu adamlardan biri olarak anılmalı değil miydi?
Devamı: :ucu: (http://www.zaman.com.tr/iskander-pala/enduluslu-ucan-adam_2061134.html)

servetbasol
06.Mart.2013, 18:31
"uçağı icat eden Wright kardeşlerden" diye bir cümle kuran yazarın yazısı ne kadar ciddiye alınabilir?